Naci Görür, ‘Depremler azalmayacak’ diyerek riskli 11 ili saydı

Türkiye, Kahramanmaraş odaklı iki büyük depremle sarsıldı. İlki 7,7 ikincisi 7,6 büyüklüğündeki deprem; Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da büyük yıkıma yol açtı. Büyük depremler..

Naci Görür, ‘Depremler azalmayacak’ diyerek riskli 11 ili saydı
Yayınlanma: Güncelleme: 776 views

Türkiye, Kahramanmaraş odaklı iki büyük depremle sarsıldı. İlki 7,7 ikincisi 7,6 büyüklüğündeki deprem; Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da büyük yıkıma yol açtı. Büyük depremler evveli bölgeyi uyaran Bilim Akademisi delegesi ve yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür ‘Depremler azalmayacak ya da yok olmayacak’ diyerek riskli 11 ili saydı.

Türkiye, 6 Şubat Pazartesi günü Kahramanmaraş odaklı iki büyük depremle sarsıldı. 7,7 büyüklüğündeki ilk deprem Pazarcık eyaletinde saat 04.17’de meydana geldi. 7,7’lik bu depremin sonrasında saat 13.24’te bir deprem daha meydana geldi. Merkez üssü Elbistan ilçesi olan depremin büyüklüğü 7,6 olarak kaydedildi. Deprem; Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da büyük yıkıma yol açtı. Hürriyet’te yer alan habere göre; bilhassa 1999 depremlerinden sonra Marmara Denizi’nin deprem potansiyelinin açıklığa kavuşturulması amacıyla yoğun faaliyetleri olan, ‘Türkiye’de Deprem-Az Gittik Uz Gittik’ kitabının yazarı, Bilim Akademisi delegesi ve yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür dşayetlendirmelerde bulundu. Görür, ülkenin en riskli deprem mekanlarıni ve depreme hazırlıklı olmak amacıyla yapılması gerekenleri anlattı.

‘MALATYA VE OVACIK FAYLARINDA ENERJİ YÜKLENMİŞ OLABİLİR’

* “Türkiye’de 1939 senesinde gerçekleşen Erzincan depreminden ileri en büyük depremleri 6 Şubat 2023’te yaşadık. Biri 7,7, öteki 7,6 büyüklüğündeki bu depremler birtakım fay kollarını etkiledi. Bunlardan ilki Pazarcık fayı diye tanımladığımız Ölüdeniz fayının devamında meydana geldi. Bu deprem daha sonra Doğu Anadolu fayının Kahramanmaraş tarafındaki, Malatya’ya kadar olan fay hatlarını kırdı. 7,7’lik ilk depremin 9 saat sonra ikinci depremi tetiklediğini gördük. O da Kahramanmaraş’ta Nurhak Dağları’nın kuzeyindeki Sürgü fayı diye tanımladığımız kısımda meydana geldi. Yani çifte deprem yaşanmasının namacıylai işte bu tetikleme. Bu vaka çok vakitgelen bir hal değil ama kuramsal olarak mümkün.”

* “Buradaki en büyük handikap ikincinin kısa vakit sonra yaşanmasıydı. Bunun gibi bir tetikleme depremi 1766’da İstanbul’da yaşandı. Marmara Denizi’nin içerisindeki fay sisteminde 3 ay arayla 7’nin üstünde 2 deprem oldu. Ama ilgi ederseniz arada 9 saat yoktu. İki deprem arası vakit çok kısa olmasından Kahramanmaraş’ta büyük bir yıkım yaşandı.”

* “6 Şubat deprem bölgesiyle alakalı birtakım endişelerimiz de oldu zira Malatya’nın batısında Malatya fayı, kuzeyinde Ovacık fayı var. Depremden sonra bunlarda belirli ölçüde enerji yüklenmiş olabilir ama inşallah etkilenmezler zira o vakit bir felaket olur. Bu bölgelerde deprem olur mu ya da ne vakit olur bilemeyiz tabii ki; bunun bir matematiği yok zira. Yaşadığımız depremler 10 ili çok ciddi şekilde etkiledi. Bu topraklarda yaşam sürdüren insanlar olarak depremi durduramayacağımıza göre, zararlarını azaltmak ve depreme dirençli kentler kurarak yaşamımızı sürdürmek zorundayız. Asıl özet bu.”

‘İSTANBUL, TEKİRDAĞ, BURSA, BALIKESİR, İZMİR, ÇANAKKALE, HAKKÂRİ, ERZİNCAN, BİNGÖL, ADANA, HATAY RİSKLİ’

“Türkiye’de deprem hususu ile alakalı en tehlikeli ortamlardan biri Marmara Bölgesi. Kuzey Anadolu fayının kuzey kolu, Marmara Denizi’nin kuzey kesiminden geçiyor. İstanbul ve Tekirdağ yerleşim alanları bu sebeple riskli bölgeler. Hem de Kuzey Anadolu fayının güney kolu çevresindeki Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Edremit de deprem beklediğimiz bölgeler. İzmir aynı şekilde riskli. Daha evvelce konuşsaydık ‘Kahramanmaraş’ derdim. Bunu bugün yaşıyoruz. Hakkâri bir başka ilimiz… Erzincan ile Bingöl iline bağlı Karlıova ilçesi arasındaki Yedisu fayında da deprem öngörüyoruz. Adana Havzası ve Hatay’ın İskenderun eyaletindeki faylarda da gerilim artmış olabilir.”

İSTANBUL’U NASIL HAZIRLARIZ?

“Önce bu kentte bir mikrobölgeleme olmalı ki daha evvelce yapılmış… Bu İstanbul’un jeolojik ve jeofizik bilhassarini tespit etmek demek. Kentin yönetimini, gelişimini, mekân tüketimini bu mikrobölgelemenin esaslarına göre yapılandırmalıyız. Bu da bize ‘İstanbul’un şu mekanları kötü zeminlidir, buralarda yüksek bina yapmayın. Ya da bu bölgelerde sakın bina inşa etmeyin, yeşil alan olsun’ gibi halleri gösterecek. Sonra şehrin tehlike analizini yapmalıyız. Bunun büyük bir bölümünü bizler yaptık: ‘Deprem oluşturacak tehlikeli faylar hangileridir, bunların boyu, derinliği, büyüklüğü nedir, kaç şiddetinde deprem üretir’ gibi incelemelera biz tehlike analizi diyoruz. Onu da bitirdikten sonra risk analizine geçeceğiz: ‘Bu deprem gerçekleştiğinde İstanbul bu tehlikeden nasıl etkilenir ve ne kadar zarar görür’ bunları araştıracağız. Risk analizini yaptığınız vakit kentin bileşenlerinin analizini yapıyorsunuz demektir. Bu bileşenler halktır, altyapıdır, yapı stokudur, çevredir ve ekonomidir. Deprem bu bileşenlere ne kadar zarar verir, bunu da meydana koyacaksınız. Son olarak seçtiğiniz zararları minimize etmek amacıyla tedbir almaya başlayacaksınız. İstanbul’u depreme hazırlamalıyız.”

‘ELAZIĞ DEPREMİNDEN SONRA İLK İŞARET ETTİĞİM YER BURASIYDI’

“Bu deprem bir bakıma bağıra bağıra geldi. 2020’deki Elazığ depreminden sonra ilk işaret ettiğim yer burasıydı. ‘Malatya’nın Çelikhan, Adıyaman’ın Sincik ilçelerine ve Kahramanmaraş iline ilgi edin. Buralarda deprem bekliyorum’ diye 2020 senesinde söylemiştim. Her fırsatta da anlattım. ‘Buralarda deprem olacak, tedbir alın’ diye açıklama yaptığım belki onlarca videom vardır. Tüm bunları söyledim ama anlaşılıyor ki mahalli yönetimler deprem hazırlığını masabaşında sürdürmüşler. Sahada evleri ve altyapıyı güçlendirmek; çevreyi, ekonomiyi afete hazırlamak, ciddi bir deprem hazırlığı gerçekleştirmek gerekirdi. Uluslararası standartlarda tedbir alınmadığını görüyoruz.”

‘BİR DENİZALTI İSTASYONUMUZ OLSA…’

“Biz hayatımız vakitsince dağlarda taşlarda jeoloji bilimiyle uğraşarak yetiştik. Devamlı okuyoruz. Fakültelerimizde araştırmalarımız sürüyor. Bunları şahsım yapmasam bile ekibim, asistanlarım, arkadaşlarım var. Akademisyenler arasında sıksık bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Biliminsanları depremin geleceğini senelarca evvelce söylediği halda namacıyla bir şey yapılmadı? Daha evvelce önerdiğimiz gibi şayet Marmara Denizi’nde bir denizaltı izlenim istasyonumuz olsa çok şey değişebilir. İstanbul’a istikbal tehlikeyi çok daha şuurlu karşılayabilir ve ne olacağını görebiliriz. Büyük bir olasılıkla depremi önden haber verebiliriz. Yönetimlerin bu işi öneme alması lazım.”

‘DÜNYAMIZIN MİMARİSİ BU VE DEĞİŞMEZ’

“Ülkemiz bir deprem ülkesi. Burada bir daha bu tür vakaların yaşanmaması gibi bir hal maalesef olmayacak. Çünkü fay hatlarının düzelmesi söz hususu değil. Bu depremler levha hareketliliğine bağlı olarak gelişiyor. Türkiye’nin tektonik rejimi 13 milyon sene evvelce oluştu. Daha milyonlarca sene da devam edecek. Dünyanın buradaki yapısı bu tür. Depremler azalmayacak ya da yok olmayacak. Bizim bölgemizde güneyde Afrika ve Arap levhası, kuzeyde AvrAsya levhası, bunların arasında da Anadolu levhası var. Bu levhalar birbirine yaklaştıkça Anadolu levhasını sıkıştırıyor. Anadolu levhası da batıya doğru iki fay vakitsince hareket ediyor: Kuzey Anadolu fayı ve Doğu Anadolu fayı. Bunun neticesinde depremler meydana geliyor. Anadolu batıya hareket ettikçe aynı vakitte kendi içerisinde dilimleniyor. Ege Bölgesi’nde de kuzey-güney tarafında detaylı fay sitemleri oluşturuyor. Dünyamızın mimarisi bu ve değişmez.”

‘ARTÇILAR BİR YILDAN FAZLA SÜREBİLİR’

“2023 senesindeyız ve hâlâ 2020’de gerçekleşen Elazığ depreminin artçılarını yaşıyoruz. Böyle iki büyük depremin artçıları bir senamacıyla daha çok vakitbilir. Ama gittikçe boyutları azalacaktır.”

‘MARMARA DEPREMİNE ETKİSİ OLMAZ’

“Şu anda hayat sürdüğümüz depremin bir İstanbul depremine direkt olarak bir tesiri olmaz. Onu hiç konuşmamak lazım. Geçen vakitlarda Kâğıthane’de yaşanan deprem Kuzey Anadolu fay zonunun içerisindeki ufak bir fayın harekete geçmesine bağlı oluştu. Onu öyle yorumlayabiliriz.”

‘YIKIK BİNALARDAN UZAK DURUN’

“7,7 ve 7,6 gibi iki büyük depremin bulunduğu deprem bölgesinde evler haşat olmuştur. Şu anda ev çökmüş olmasa bile, bir artçı depremle siz içerideyken yıkılabilir. Biz bir bireyin bile hayatının tehlikeye girmesini istemeyiz. O yüzden mutlaka evlere girmeyin. Binanın yapısal bir problemi olmadığına ve içeri girilebileceğine fakat o işi bilen otoriteler karar verebilir. Siz değil. O yüzden yıkık binalardan uzak durun, geçici barınma alanlarında bekleyin. Umut ediyorum ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti depremden büyülenen vatandaşlarımızın zararını tazmin edecektir. Ölenlerimize rAhmet, yaralananlara da acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun…”

BÜYÜKLÜĞÜ NEDİR, ŞİDDETİ NEDİR?

“Depremin açığa çıkardığı enerji depremin büyüklüğünü gösterir. Mesela büyüklüğü 7 olan bir depremde meydana çıkan enerji 1 milyon 800 bin ton patlayıcıya denktir. Şiddetiyse depremin algılanma derecesidir. İstanbul’da deprem oldu diyelim; Marmara sahilde oturan kuvvetli hisseder, Istranca’daki anlamayabilir bile.”

‘NÜFUS YOĞUNLUĞU DAHA FAZLA’

“İstanbul’da deprem bekliyoruz, 7,5 büyüklüğünde… Şu an konuştuğumuz depremlere kıyasla hasar daha çok olabilir zira bina ve nüfus yoğunluğu daha çok. İstanbul depreminden sonra Kuzey Anadolu fayıyla Doğu Anadolu fayı enerjilerinin büyük bölümünü boşaltacağından bu iki hat vakitsince uzun vakit deprem olmayacaktır ve ülke rahatlayacaktır. Ancak bu, başka yerlerde deprem olmayacak demek değil.”

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.