E951 Tehlikesi, Hem kanseri hem obeziteyi tetikliyor

En yaygın yapay tatlandırıcılardan biri olan ‘aspartam’ın kanserojen olduğuna yönelik iddialar, endişelere neden olmuş durumda. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 14 Temmuz’da kanserojen olarak açıklanacağı gündeme gelen aspartam özellikle ‘şekersiz ve..

E951 Tehlikesi, Hem kanseri hem obeziteyi tetikliyor
Yayınlanma: Güncelleme: 0 views

En yaygın yapay tatlandırıcılardan biri olan ‘aspartam’ın kanserojen olduğuna yönelik iddialar, endişelere neden olmuş durumda. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 14 Temmuz’da kanserojen olarak açıklanacağı gündeme gelen aspartam özellikle ‘şekersiz ve kalorisiz’ diye pazarlanan içecekler, diyet gıda ürünleri ile sakızlarda sıklıkla kullanılıyor.

Kimyasal formülü ‘aspartil-fenilalanin-1-metil ester’ olan aspartam ilk kez James M. Schlatter tarafından 1965 yılında keşfedildi. ABD’de 1974’te kullanımı onaylanan yapay tatlandırıcı aspartam, Avrupa Birliği’nde gıda katkı maddesi olarak E951 koduyla ürünlerde yer alıyor. E951 kodlu ürünlerin başında ise gazlı diyet içecekleri, meşrubatlar, meyveli yoğurt, kahvaltılık gevrekler, soslar ve hazır tatlılar ile diyabet hastalarının kullandığı neredeyse tüm gıdalar geliyor. Laboratuvar ortamında üretilen şekere göre 200 misli daha tatlı olan aspartamın yıllardır sağlığa olumsuz etkilerinin bilinmesine karşın gıda endüstrisi tarafından pazarlanmaya devam ettiğini belirtilirken, yapay tatlandırıcı piyasasının ise global ölçekte 100 milyar dolarlık bir pazara sahip olduğu öne sürülüyor.

Dr.Ayça Kaya, “Ortada 100 milyar dolarlık devasa bir pazar söz konusu” diyor.

VAZGEÇMEK İSTEMİYORLAR

‘Aspartam’ın global pazara hakim olan gıda devleri tarafından başlıca bileşimlerden olduğunu  belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Ayça Kaya, “Ortada 100 milyar dolarlık devasa bir pazar söz konusu. Bugüne kadar yapay tatlandırıcıların zararlarına yönelik araştırmacıların çalışmaları sümen altı edildi. Gıda endüstrisi ‘aspartam’dan vazgeçmek istemiyor ancak söz konusu bileşim sağlık açısından ciddi riskler içeriyor” dedi.

GLP HORMONU BASKILANIYOR

Aspartam tüketimi sırasında vücutta bulunan GLP hormonun baskılandığını dile getiren Dr.Kaya, “GLP hormonu baskılandığında daha çok açlık ve yeme ihtiyacı hissedersiniz. Ayrıca GLP hormonunun bozulması mikrobiyotanın da bozulması anlamına geliyor. Bu döngü obezite ve diyabeti tetikleyerek büyük sorun yaratır. Türkiye’de obezite oranlarının yüksek olmasının altında aspartam gibi yapay tatlandırıcıların çokça tüketilmesi de yatıyor olabilir” diye konuştu.

YEME TERCİHİNİ ETKİLİYOR

Aspartamın kimyasal bir bileşim ile elde edildiğini sözlerine ekleyen Dr.Kaya, DSÖ’nün söz konusu bileşimi kanserojen ilan etmesinin adeta devrim niteliğinde olduğunun altını çizerek, “Aspartam aynı zamanda tat reseptörlerini değiştirerek yeme tercihlerini etkiliyor. Kanser kadar meselenin obezite ve diyabet sorunu da gündeme getirilmeli. Türkiye’de obezitenin adeta salgın haline gelmesinde paketli gıdalardak tatlandırıcıların etkisi unutulmamalı” ifadelerini kullandı.

E951 Tehlikesi, Hem kanseri hem obeziteyi tetikliyor - Resim : 2
Özellikle gazlı içeceklerde yoğun miktarda bulunan aspartamın yeme bozukluklarına neden olduğu belirtiliyor

40 SENEDİR NEDEN LİSTEDE YOKTU!

Son yıllarda yapılan çalışmalarda, uzun süreli tatlandırıcı tüketiminin enerji dengesi ve iştah metabolizmasını etkilediği, yeme isteğini artırdığı, bozulmuş kan glukoz dengesi ve insülin direncine yol açtığı ortaya konurken,  Gıda Mühendisi Prof.Dr.Sedat Velioğlu ise aspartamın sinir hücrelerini kaplayan yapılara da zarar verdiğini ve alzheimer hastalığını tetiklediğini söyledi.  

ŞEKER DOĞAL ÜRÜNLERDEN ALINMALI 

Gıda Uzmanı Prof.Dr.Özer Ergün de aspartamın aşırı tükletiminde bağımlılık yapma riski bile olduğunu gündeme getirdi. “Ben kullanmıyorum, kimseye de kullanmasını tavsiye etmiyorum” diyen Prof.Dr.Ergün, ” Şeker ihtiyacı, meyve türleri, pekmez, bal gibi doğal ürünlerden alınmalı. Maalesef yıllardır diyabet hastalarına aspartam içerden ürünler öneriliyor. Aspartamın hayatımızdan tamamen çıkartılmasında geç bile kalındı. Bitkisel kökenli diyet ürünlere yönelinmeli.” uyarılarını sıraladı.

 ÇOCUKLAR İÇİN DE TEHDİT

Öte yandan geçtiğimiz yıllarda hazırlanan ‘Çocukluk Çağı Obezite Raporu’nda ise market raflarındaki hazır gıdaların yol açtığı tehlikelere dikkat çekilirken, gazlı içecekler, meşrubatlar, meyve aromalı ve kolalı içecekler, meyve sularının yanı sıra tüm çikolata ürünleri, şeker ve şekerleme ürünleri, jöleli ürünler, kakaolu barlar, gofret, bisküvi, kek ve pastaların fruktoz ve aspartam içerdiği ortaya konulmuştu.

Raporda kolalı, asitli, meyveli içecekler ile soğuk çayların şeker oranları ve çocuklara olumsuz etkileri de ele alınırken, şu ifadeler yer almıştı: “250 miligram kolalı ürünlerin tüketilmesi durumunda 7 ay-9 yaş arası çocukların günlük şeker limiti yüzde 113 ile yüzde 311 oranında aşılıyor. Gazlı içecekler, gazozlar, soğuk çaylar da aynı yaş diliminde yüzde 400’lere varan oranda şeker aşıma neden oluyor.”

 mert.inan@haberglobal.com.tr 

Kaynak: Web Özel

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.